Hz. Ömer’in Adaleti

Adalet denildiği zaman aklan ilk gelen isimlerden biri, İslam’ın güneşi ve peygamberi olan Hz. Muhammed’in (a.s.) ardından ikinci halife olan Hz. Ömer (r.a.)’dır. Cehalet devrinin Ömer bin Hattab’ı, İslam ile müşerref olmakla beraber kamil bir insan olmuş, aşere-i mübeşşereden kabul edilmiş ve en mühim olanı da emir’ul mü’minin niteliğine sahip olmuştur.

Hz. Ömer’in hayatı boyunca en çok ehemmiyet verildiği ve üzerine durduğu bir husus vardır ki, o da adalettir. Bu hususta bütün liderlere önderlik etmiş, hem şahsi meselelerinde, hem işlerinde her daim hakka riayet eden bir Devlet Başkanı olan Hz. Ömer, iman ve adaleti birbiri ile müşerref kılmış ve hatta belki de kendisinden sonra kimseye nasip olamayacak adil bir devlet adamı niteliğine sahip olmuştur.

Ömer’ul Faruk

Hz. Ömer, en büyük özelliği olan adaleti ile adeta İslam’ın nuru olarak görülmüş, hak ile batılı ayrıştırabilmesi sebebi ile kendisine “Faruk” sıfatı verilmiştir. Hz. Ömer halifeliği süresince halkına herhangi bir şeyi yapmamalarını ya da yapmalını buyurabilmek için evvela o kararı kendinde tatbik etmiş, doğru bulduğu takdirde almış olduğu kararlara uymalarını tembihlemiştir.

Mü’minlerin Emiri Hz. Ömer

Hz. Muhammed’in (a.s.) en sadakatli dostu ve halifesi olan Hz. Ömer, Medine’de kıtlık yaşandığı bir dönemde bir deve kesilip fakir-fukara olan halka dağıtılmasını istemiştir. Görevlendirdiği kişi deveyi kesmiş, dağıtmış ve devenin yağlı kısmında bir paça ayırarak akşam iftar vaktinde Hz. Ömer için pişirmiştir. Önüne bir parça et getirilen Hz. Ömer görevlendirmiş olduğu kişiye, dönüne gelen etin devenin neresine ait olduğunu sual etmiştir. Bu suali karşısında kendisi tarafından emir buyrulan devenin kendisine düşen payı olduğuna dair cevap alan Hz. Ömer gözyaşlarını tutamayarak ağlamaya başlamıştır. Kendi gibi bir halifenin etin kötü kısmını halkına dağıtıp kendisinin iyi ve yağlı kısmını yediğine yazıklar olmasını dile getiren Mü’minlerin Emiri kişiye derhal bu eti fakirle götürmesini söylemiş, kendisi ise bir kuru ekmek ve zeytinyağı ile iftar etmiş, bunun için de Hz. Allah’a şükretmiştir.