Hz. Ömer’in Hayatı

Ömer bin el-Hattab, Hz. Ebu Bekir’den sonra İslam aleminin “Halife”si, “Başı”dır. Bazı kaynaklara göre Hulefa-i Raşidin olarak kabul edilen Hz. Ömer, Aşere-i Mübeşşere’dendir. Müslümanlar tarafından Ömer’ul Faruk olarak anılan Hz. Ömer, Mekke’de yaşanan “Fil Hadisesi”nin 3 yıl sonrasında dünyaya gelmiştir. Babası Hattab bin Nüfeyl olup soyu ise Peygamber Efendimize dayanmaktadır.

Hz. Ömer’in hayatına bakıldığında, daha küçük yaşlarda iken babasının sürüsüne çobanlık yaptığı görülmektedir. İlerleyen zamanlarda ticaret ile meşgul olmaya başlayan Halife Ömer’ul Faruk, Cahiliye döneminde Mekke esnaflarından biri idi. Mekke şehir devletinin elçisi olarak görevlendirilir, döndüğünde de onun getirdiği bilgiler üzerine hareket edilirdi. Üstelik İslamiyet yayılmaya başladığında, şiddetle karşı çıkan, hatta onları sapmış oldukları batıldan çevirmeye çalışan Hz. Muhammed’i (a.s.) öldürmeye karar veren biriydi. Pusatını kuşanarak Hz. Peygamber’in bulunduğu kızının evine gitmiş ve yaşan olaylar neticesinde İslam ile müşerref olmuştu.

Hz. Ömer Sade Bir Devlet Başkanıydı

Hz. Ömer, oldukça sade bir kişiliği bulunan, güçlü, kuvvetli ve adaleti ile tanınan bir Halife idi. Ayrıca İslam Orduları’nda önemli bir komutan olan Hz. Ömer, Bizans ve İran’a karşı seferler düzenlemiş ve onlara tarih boyunca çok nadir gördükleri yenilgilere uğratmıştır. Bu denli kudretli olan Müslümanların Başkanı Hz. Ömer, bu galibiyetlere rağmen eski ve yamalı kıyafetleri ile yırtık ayakkabı ve sarıkları ile halkın içinde yer almıştır.

Hz. Ömer’in ölümü ise, Hicri 23 yılının Zilhicce ayında, sabah namazında bir kölenin elinden olmuştur. Sabah namazında mescitte namaz kılan Hz. Ömer, safların arasına giren bir köle tarafından iki ağzı bir hançer ile şehitlik mertebesine ulaşmıştır. Rivayet edilene göre Hz. Ebu Bekir gibi 63 yaşında şehit olduğu belirtilen Hz. Ömer, vasiyeti üzerine sahabelerden Hz. Suheyb’in cenaze namazını kıldırmasıyla defnedilmiştir.